Profil de LeventLeoTheMasteR Windows Liv...PhotosBlogListesPlus Outils Aide

Blog


13/11/2005

Magic 9 in Turk Mitology / Türk Mitolojisinde Gizemli 9 Rakamı


• Türk mitolojisinde dünyayı yaratan Kara Han, dünyanın tam merkezine dokuz dallı çam ağacı dikmişti.
• Altaylara göre insanın iskeletinde; baş, bel, diz, topuk, ayak bileği, omuz, dirsek, avuç ve el bileği olmak üzere dokuz ek vardır.
• Şamanların davulunda Tanrı Ülgen’in kızının dokuz ve bir anlatışta da üç resmi vardır.
• Şamanların giydikleri “manyak” adındaki hırkanın sağ kolunda dört, sol kolunda beş olmak üzere toplam dokuz çıngırak bulunmaktadır.
• Türk destanlarına göre Dokuzoğuz’lardan büyük bir soy türemiştir.
• Yakutlara göre gök tanrıları dokuzdur.
• Türk destanlarına göre Oğuz’un verdiği şölende dokuz ile ilgili olarak 900 at, 9000 koyun kesilmiş ve 90 havuzda kımız yapılmıştır.
• Altay Türklerinin bir kıyamet tasvirinde denizin dibinde dokuz çatallı karataş vardır ki, kıyamet zamanında bu taş dokuz yerinden ayrılacak, demirden ve koyu sarı renkte atlara binmiş dokuz savaşçı etrafa saldıracaktır. (Kaynak Türk Mitolojisi)
• Ölen kişi için yapılacak esas tören için çadır hazırlanır. Bu çadırın bir çıkış yeri, bir de giriş yeri vardır. Giriş yeri bu dünyayı, çıkış yeri de öteki dünyayı sembolize etmektedir. Şaman, çadırın önüne gelerek, giriş yerine dokuz kez vurur ve böylece zararlı cinleri ürkütmüş olur.
• Hastalık tedavisi için şaman davulu üzerine su iyelerini temsil eden iki balık tasvir edilir. Balıkların iç hastalıklarını iyileştirdiğine inanılır. Eğer kam kötü ruhlardan daha güçlüyse onları dağ ruhlarının hanının yaşadığı dokuz denizin sonuna kadar sürebilir. Eğer kam zayıfsa, yolun yarısından döner ve balık hastayı yeniden alt eder.
• Şaman cübbesinin yakasından sallanan dokuz küçük kukla Ülgen’in dokuz kızını, küçücük cübbeler onların elbiselerini temsil eder.
• Altay ve Sibirya şamanlığında inanca göre şamanlar göğe çıkarlar ve göğün dokuz katını dolaştıktan sonra yere inerlerdi. Şamanın göğe çıkmasından önce bir tören yapılır ve şaman, dokuz şaman çırağının tuttuğu beyaz bir keçe üzerine konarak dokuz defa döndürülürdü.
• Tanrı Ülgen’in dokuz oğlu ve dokuz kızı vardı. Oğullarının ve diğer elçilerinin yardımıyla kamiara yoi göstererek insanları yukarıdan yönetirdi. Bulutlar, Tanrı Ülgen’in duygularını yansıtırdı.
• Tanrı Ülgen’in dokuz kızı ilâhî saflıkları ve güzellikleri nedeniyle ak olarak anılırdı. Ak, Altay Türkçesinde cennet demekti. Kamların ilham perileri olan akkızların şaman davullarına resimleri yapılır, kimi zaman da sembolleri, şaman cüppesine dikilirdi. Sadece iki tanesinin adı bilinirdi: Kiştey Ana ve Erke Soldon.
• Bir de yeraltı dünyası vardı ki burasının hanı Erlik’ti. Erlik Han’ın da Karakızlar denilen dokuz kızı vardı. Kamlar, yeryüzünü yeraltına bağlayan kapılardan geçtiklerinde Erlik’in karakızları, eğlence ve oyunlarla kamları kandırarak işlerinden alıkoyar, onları kendilerine çekerlerdi. Aslında çok alımlı değillerdi ama cilveli, işveli dişilerdi.
• Türk kağanlarının dokuz tuğu bulunurdu.
• Radloff’un saptadığı Manas Destanı’nda Manas’ın gömülüşü anlatılırken, ölüsünün dokuz gün bekletildiği, işlemeli giyimlerinin dokuz parçaya bölünüp halka üleştirildiği anlatılır.
• Osmanlı Türklerinde de görülen, verilen armağanın dokuz sayısı ile ölçülmesi geleneği çok eskilere dayanır.
• Marco Polo, Cengizli Kaganlığı’nda büyük hana verilen armağanların dokuz kat olarak sunulması gerektiğini söyler.
• Dede Korkut Kitabı’nda geçen dokuzlama çargap armağanların en büyüğüdür.
• Dede Korkut Kitabı’nda, Deli Dumrul doğduğunda babası dokuz buğra öldürür.
• Dede Korkut Kitabı’nda Oğuz beğlerinin toylarında onlara dokuz karagözlü kâfır kızları sağrak (bardak, kadeh) sürerler, badyalar dokuz yerde kurulur, Oğuz alpı övünürken düşmanın dokuzunu bir yerine saydıracağını söyler, dört tür kadın içinde en kötüsü sabahleyin daha elini yıkamadan dokuz bulamaç yer.
• “Dokuz” kelimesinin Eski Türkçedeki söylenişi tokuz’dur. Eski Türk boylarının kimilerinin adlarında dokuz sözcüğü geçer. Örnek Tokuz Oğuz (Dokuz Oğuz), Tokuz Ogur (Dokuz Ogur), Tokuz Tatar (Dokuz Tatar).
• Altay şamanları, omuzlarında dokuz ok (Yebe) ve yay (Ya) simgelerini eksik etmezler. Onlara göre bu dokuz ok ile yaya, Kuday’dan tartkan, yani Tanrı’dan uzatılan şeylerdir.
• Altay Türklerinde şaman (kam), Ülgen’e (Tanrı’ya) kurban sunmak için göğe çıkar. Bu yolculuk üç gün sürer. Kurbanı göğün dokuzuncu katına çıkarınca Ülgen’e sunar.
• Altay Türklerine göre, Yeraltı ve gök dokuzar kattır.
• Altay şamanizminde Ülgen’in dokuz kızı ve dokuz oğlu varken, kötülüğün simgesi olan Erlik Han’ın (Erlik Han bir tür şeytandır) da aynı biçimde dokuz kızı ile dokuz oğlu vardır.
• Yine Altay Türklerinde, Örüs Sara adını taşıyan bahar bayramı dokuz mart’ta kutlanır.
• Altaylıların Gök Tanrı Kurbanı ile Dağ Kurbanı bayramlarının törenleri dokuz gün sürer.
• Altay Türklerinde ilkbahar âyinine de dokuz masum kız ile dokuz masum erkek katılır.
• Altay Türklerinin Yaratılış Destanı’nda Tanrı, evreni yaratırken bir de dokuz dallı bir ağaç yaratır. Sonra Tanrı, her dokuz dalın kökünden birer kişi yaratır ve her kişiden birer oymak türer (toplam dokuz kişi, dokuz oymak).
• Anohin, Altay Türklerinin inanışında yer alan ve yer altında yaşayan Abra ve Yutpa adlı iki büyük canavarla ilgili bilgiler verirken şöyle der: “Yeşil bir kumaştan yapılmış ve örgülerle süslenmiş Abra’nın tasviri, şamanın giysisine asılır. Abra’nın başı puhu tüyleri (ülberk) ile süslenir. Gözü, parlak bakır düğmelerden, ayakları da genellikle kırmızı kumaşlardan seçilmiş yamalardan yapılır. Bunlara örülmüş dokuz püskül eklenir.” Altay Türklerinin kutsal yaşam (gök) ağacı da dokuz dallıdır.
• Güney Sibirya’da yaşayan Minusinsk Tatarlarının söylediği bir destanda, İrle Han’ın evinin önünde bir kara ağaç vardır. Bu ağacın kökünden dokuz ağaç yükselir.
• Bir Güney Sibirya masalında yer altındaki kötü ruhlar, masalın kahramanı olan çocuğa dokuz zincir vurur ve hapsederler.
• Kuzey Asya masallarında altın yeleli, gümüş üzengili, kuyruğu dokuz örmeli, dokuz kolanlı atlardan söz edilir.
• Saka (Yakut) Türklerinin Er Sogotoh Destanı’nda gök, dokuz katlıdır; yine bu destanda Kara Han’ın dokuz kızı vardır. Ayrıca gök ruhları da dokuz adettir.
• Göktürkler çağında bir kişi kağan olduğunda, bir kalkan (ya da bir keçe) üzerine konup, göğe kaldırılarak dokuz kez döndürülürdü.
• Göktürk Anıtları’nda, Tokuz Ersin (Dokuz Ersin) adındaki bir yerden söz edilir.
• Hülâgu’nun karısı ve en yakın danışmanı olan Hristiyan kadının adı Dokuz Hatun idi.
• Türk destanlarında dokuz ağaç, dokuz boy, dokuz dallı ağaç, dokuz dev, dokuz felek, Dokuz Oğuz gibi tabirler çokça geçer.
• Türkler Ergenekon’dan, bir rivayete göre dokuz martta, bir rivayete göre de yirmi bir martta (Nevruz Bayramı’nın kutlandığı gün) çıkmışlardır.
• Oğuz Destanı’nın İslâmî versiyonunda Oguz Kagan, oğulları ve ordusu bir seferden sağ esen dönünce, büyük bir toy hazırlanmasını buyurur. Büyük bir otağ diktirir ve otağın her direğini altınla kaplar. Yakut, safir, zümrüt, firuze gibi değerli taşlar ve incilerle süsletir. Bu olay, destanda şu sözcüklerle anlatılır:
Bir ev tikdi altundan ol şehriyar,
Kim ol evden felek evi kıldı ârâ.
Tokuz yüz yılkı (at), tokuz bin koy (koyun) öltürdi,
Bulğardan (deriden) toksan tokuz havuz kıldurdı,
Tokuzına arak (rakı), toksanına kımız tolturttı.
Barça (bütün) nökerlerin (beğlerin) keltürtti (getirtti).
• Ebül Gazi Bahadır Han’ın Şecere-i Terâkime (Türkmenler’in Şeceresi) adlı eserine göre Oguz Kagan’ın oğlu Gün Han, verdiği bu şölende dokuz yüz at ile dokuz bin koyun kestirir, deriden yapılmış dokuz havuza rakı doldurtur, doksan deri havuza da kımız saldırır.
• Manas Destanı’nda ağulanıp ölen Manas’ın cenaze töreni anlatılırken, dokuz sayısı büyük rol oynar. Destanda, Manas’ın ölüsü dokuz gün bekletilir. Doksan kısrak kesilir, halka dokuz kat kumaş dağıtılır. Manas dirilince, kırk yiğidi bunu öğrendiğinde her biri dokuz deve ile dokuz inek kestirir.
• Manas Destanı’nda Köl-Çora, dokuz çobanlı bir sürüde aş pişirir.
• Sakalarda (Yakut) yaşlı Şaman, genç şaman adayını yüksek bir dağın başına ya da bozkıra götürerek ona Şaman giysisi giydirir; eline bir davul ile at kılı sarılı bir söğüt dalı verir. Adayın sağında dokuz erkek, solunda dokuz kız çocuk yer alır.
• Sakalarda (Yakut) Şaman, insanlarda çeşitli akıl hastalıklarına neden olduğuna inanılan dişi ruh için, dokuz kakım, dokuz sarı sıçan, dokuz kokarca, dokuz güvercin azad edeceğine söz verir.
• Bir Moğol boyu olan Buryatlarda şaman adayının, şaman olabilmesi için bir tören düzenlenir. Bu tören dokuz gün sürer. Dokuzuncu gün bir keçe üzerine oturtulan aday, havaya kaldırılarak Şaman ilân edilir.
• Altaylılarda Kam, ruhları kovmak için, giysisine bir takım şeyler de takar. Bunların arasında kollara, sırta takılan küçük zil ve çıngıraklar vardır. Bu arada, cübbenin kollarının alt kısmına, 4’ü sağda, 5’i solda olmak üzere dokuz adet, bakırdan yapılmış küçük çıngıraklar asılıdır. Çıngırakların üst sırasında ise dokuz küçük yay vardır. Bu arada sırt kısmında, yakanın hemen altına rastlayan yerden dokuz bebek sarkar. Bunlar Ülgen’in kızlarını simgelerler.
• Güney Altaylılarda şaman davulunun tokmağı (orbu) genç bir kayın ağacından yapılır. Tokmağın diğer yüzüne süs olarak üç ya da dokuz halka takılıdır.
• Radloff’a göre. Kamın gök yolculuğu için gereken hazırlıklara akşam saatlerinde başlanır. Tören yeri, ıssız bir ormanda kurulan bir çadırdan ibarettir. Kam. önce sürüden kurbanlık bir at seçer. Hayvanı kesmeden önce, göğün dokuzuncu katına çıkarak kurbanı, gökteki en büyük ruhun (Ülgen) onayına sunar. Kurban beğenilirse, hemen o akşam kesilir. Göğün dokuzuncu katına ulaşınca, kurbanın ruhunu Ülgen’e sunar.
• Telengitlerde bir ulu Şaman vardı. Ya Oyrot Hanın kendisi, ya da Elzen Hanın oğlu hastalanmıştı. Han Şaman Abıs’ı ona kamlık etmek için çağırdı. Abıs Karez gelip hastayı kurtardı. Han ona yılkıdan dokuz at, bir de seyis verdi.
• Hakaslar ölülerinin arkasından yılda altı kez yemek verirlerdi ve kirek dedikleri duaları okurlardı. Kirek günlerinde evdeki dua bittiğinde kara ruhu evden kovmak gerekirdi. Aksi hâlde kara ruh evde olanlara mutsuzluk getirirdi. Bunun için bir at kafatası, dört at bacağı, dokuz adet kuşburnu dalı, dokuz parça kuşüzümü ağacı dalı, dokuz siyah taş, üç akdiken dalı ve orak demiri hazırlanırdı.


Kaynak: http://spaces.msn.com/members/nkahraman/
16/09/2005

Knidos

Knidos or Cnidus (modern-day Tekir in Turkey) is an ancient Greek city in Asia Minor, once part of the country of Caria. It is situated at the extremity of the long peninsula that forms the southern side of the Sinus Ceramicus or Gulf of Kos.

It was built partly on the mainland and partly on the Island of Triopion or Cape Krio, which anciently communicated with the continent by a causeway and bridge, and now by a narrow sandy isthmus. By means of the causeway the channel between island and mainland was formed into two harbours, of which the larger, or southern, was further enclosed by two strongly-built moles that are still in good part entire.

The extreme length of the city was little less than a mile, and the whole intramural area is still thickly strewn. with architectural remains. The walls, both insular and continental, can be traced throughout their whole circuit; and in many places, especially round the acropolis, at the northeast corner of the city, they are remarkably perfect. Our knowledge of the site is largely due to the mission of the Dilettante Society in 1812, and the excavations executed by C T Newton in 1857-1858.

The agora, the theatre, an odeum, a temple of Dionysus, a temple of the Muses, a temple of Aphrodite and a great number of minor buildings have been identified, and the general plan of the city has been very clearly made out. The most famous statue by the elder Praxiteles, the Aphrodite, was made for Cnidus. It has perished, but late copies exist, of which the most faithful is in the Vatican gallery. In a temple-enclosure Newton discovered a fine seated statue of Demeter, which now adorns the British Museum; and about 3 miles south-east of the city he came upon the ruins of a splendid tomb, and a colossal figure of a lion carved out of one block of Pentelic marble, 10 feet in length and 6 in height, which has been supposed to commemorate the great naval victory of Conon over the Lacedaemonians in 394 BC.

Knidos was a city of high antiquity and probably of Lacedaemonian colonization. Along with Halicarnassus and Kos, and the Rhodian cities of Lindos, Kamiros and Ialyssos it formed the Dorian Hexapolis, which held its confederate assemblies on the Triopian headland, and there celebrated games in honour of Apollo, Poseidon and the nymphs.

image:KnidosKriegshafen.jpg

War harbour, Knidos, Karia

The city was at first governed by an oligarchic senate, composed of sixty members, and presided over by a magistrate; but, though it is proved by inscriptions that the old names continued to a very late period, the constitution underwent a popular transformation. The situation of the city was favourable for commerce, and the Knidians acquired considerable wealth, and were able to colonize the island of Lipara, and founded the city of Corcyra Nigra in the Adriatic. They ultimately submitted to Cyrus, and from the battle of Eurymedon to the latter part of the Peloponnesian War they were subject to Athens.

In 394 BC Conon fought off the port the battle which destroyed Spartan hegemony. The Romans easily obtained their allegiance, and rewarded them for help given against Antiochus by leaving them the freedom of their city. During the Byzantine period there must still have been a considerable population: for the ruins contain a large number of buildings belonging to the Byzantine style, and Christian sepulchres are common in the neighbourhood.

Eudoxus, the astronomer, Ctesias, the writer on Persian history, and Sostratus, the builder of the celebrated Pharos at Alexandria, are the most remarkable of the Knidians mentioned in history.

****************************************************************
This article incorporates text from the 1911 Encyclopædia Britannica, which is in the public domain.

09/09/2005

Egyptian Hieroglyphics - Eski Mısır Alfabesi

Over the centuries there has been many spectacular cultures with their own unique symbols and alphabets but there has been none as spectacular as the Egyptians with their heiroglyphics.
Heiroglyphics were used as a written language. Each of the symbols stood for a sound, unlike English, heiroglyphics were used phonetically.
If you click one of the links to the side you will be taken to a page with the relevant symbol, its equivelant English letter and examples of what it should sound like..

At a later date Gods and Goddesses will be added as well as other Egyptian Symbols.

short A, E or O long A B hard C or K CH D long E or Y F or V soft G or J H
I, hard Y or Y L or R M N long O, OO, short U, or W P QU soft S sharp S or Z T or TH
long U X SDM CZ SW DD MW PR KZ

Sometimes an extra symbol was used to better explain the word these were known as "determinatives". If you click one of the links to the bottom you will be taken to a page with the relevant symbol and its equivelant English meaning. I think of these symbols as being nouns and adverbs.
man woman people land foreigner town child
god leg movement backwards enemy die plural
Here are some of the most common Kings. Unfortunately at present I don't have that much information on them but at a later date they will be researched properly.
Cheops
Nefertiti Ramesses II
Akhenaten Hatshepsut Tutankhamun
Numbers were written as many times as was necessary to make up the full number. Emphasis was always on laying them out as neatly as possible.
The Egyptians only used addition and subtraction and didn't use abstract theorems to calculate their numbers, instead they used tangible everyday objects - such as the number of bricks that will be needed, how much will be needed to fill a jar, etc. These objects were standardize at a very early date so would supply accurate results for the Egyptians.
They had no concept of zero but did use fractions (written by using an 'R' with a number under it i.e. 1/... )

Numbers Calendar
At present here are some common expressions that can be found on tombstones and such like...
King of Upper & Lower Egypt May she be given Life Lord of the two Lands Living Forever Lord of the Throne of two Lands Forever & Ever
Son of Ra Given Life, like Ra, forever the Good God Life, Prosperity, Health Beloved of .... True of Voice
Lady of the two Lands Son of the King, Prince .... Great Royal Wife Daughter of the king, Princess... Given Life! Of his own body
Here are some of the most common Gods and Goddesses. At a later date more Gods will be added, as well as related mythologies etc.
Amenra Amun
Amenra Amun
Hathor Horus
Hathor Horus
Isis

Osiris


Source: http://www.uponreflection.co.uk/

03/09/2005

Egyptian Mythology / Mısır Mitolojisi

Ammon:  The Egyptian ram-god. / Koç Kafalı Mısır Tanrısı

Image of Ammon (12kb)

Image courtesy of JBL Statues.

Ankh: The ankh symbol (The sybol of Life) / Ankh sembolü (Hayatın Sembolü) 

A Mirror Box in the shape of an Ankh

18th Dynasty ankh from the reign of Amenhotep II made of WoodAn early Ankh amulet made of Lapis Lazuli
Left: Ankh art
Middle: 18th Dynasty ankh from the reign of Amenhotep II made of Wood 
Right: An early Ankh amulet made of Lapis Lazuli

 

Apis: The holy bull-god Apis with the solar disc between his horns. / Kutsal boğa tanrısı Apis, boynuzlarının arasında güneş sistemini taşır.

Image of Apis (55kb)The image “http://www.onlinekunst.de/rinder/heilig_apis_stier_schw.gif” cannot be displayed, because it contains errors.

Left: Image from the Theban Papyrus of Ani from the Book of Death.

Anibus:  The Egyptian protector of the dead./ Ölülerin Koruyucusu Mısır Tanrısı

Image of Anubis (11kb)

Bastet: The Egyptian moon goddess and goddess of cats. / Kedi ve Ay Mısır Tanrısı

Image of Bastet (54kb)

Bes: The Egyptian dwarf god who guards against evil spiris, snakes, and misfortune. / Şeytanın kötülüğünden, yılanlardan ve kötü kaderden koruyam cüce Mısır tanrısı

Image of Bes (33kb)

Osiris: The Egyptian god of the underworld and of vegetation. / Yeraltı ve bitkiörtüsü Mısır Tanrısı

Image of Osiris (11kb)

Source: Dr. Vollmer's Wörterbuch der Mythologie aller Völker.
Stuttgart: Hoffmann'sche Verlagsbuchhandlung, 1874.

Sakhmet: The goddess of war and divine vengeance. / Kutsal intikam ve savaş tanrısı

Image of Sakhmet (51kb)